12 Ocak 2013 Cumartesi

Makale Yazarlığı İnsana Neler Öğretir?

                                   
Makale yazarlığı insana öncelikle Google'ın ne kadar nazik bir arama motoru olduğunu öğretir. Kendisi, aradığınız konuları yazarken yaptığınız bütün yanlışları büyük bir incelikle düzelttiği yetmiyormuş gibi, yazdığınızı yanlış yazmak konusunda kararlı olma ihtimalinize de saygı gösterir. Mesela, arama kısmına 'makale' yazacakken 'mekele' yazdığınızı varsayalım. Google ne yapar; kelimeyi 'makale' olarak yazmanızı önerir ve arama kelimesini sizin için düzelttiğini belirtir. Fakat aynı zamanda, çok istiyorsanız aramayı 'mekele' kelimesiyle de yapabileceğinizi ima eder. Böylece 'mekele'nin de işlevselliği olan, kullanılabilir bir kelime olduğu izlenimi oluşur ve 'mekele' yazdığınız için kendinizi cahil, ezik falan hissetmezsiniz. Google bu şekilde sizi her şeyinizle olduğu gibi kabul ettiğini de belirtmiş olur. 'Makale de yazsan, mekele de yazsan kabulümsün, seni her halinle seviyorum' der gibi olaraktan olaya romantik bir ambians da katar. Google kendisinin böyle düşündüğünün farkında olmayabilir ama ben farkındayım, teşekkür ediyorum burdan kendisine. Mersi canım. =)
Makale yazarlığı ayrıca dünyanın çok sempatik ve yardımsever insanlarla dolu olduğunu anlamanıza da yardımcı olur. Bu arkadaşlar sağ olsunlar, bir konuda yazacağı zaman konuyu araştırması gereken makale yazarlarının işini kolaylaştırmak için ellerinden geleni yaparlar. Bunu da araştırma yapan makale yazarlarını değişik yöntemlerle neşelendirerek, farklı alternatifler sunmak suretiyle  yazı yazıp durmanın verdiği monotonluğu yenerek yaparlar. Mesela bir konu hakkında neler yazabileceğinize bakınırken gördüğünüz bir başlığa sevinçle atlarsınız; tam da sizi aydınlatıp işinizi görecek gibidir. Ama...aa, o da ne? Başlığın arkasında başlıkla zerre kadar ilgisi olmayan bir konu çıkar. Veya şöyle bir şey de olabilir: Başlık 'salon dekorasyonu' konusundadır mesela. Ama tıkladığınızda 'salon dekorasyonu konusundaki yazılarımıza şurdan ulaşabilirsiniz' şeysi çıkar. E, demin neye ulaşmak için tıkladım ben, 2. Dünya Savaşı'nın zararlarına mı? =((  Neyse, hadi ona da tıklarsınız, bu sefer de ya salon dekorasyonuna varmak için bir tık daha gerekir, veya orası artık yatak odası dekorasyonu bölümüdür. Peki, salon dekorasyonu konusu nerededir? Herhalde başlığın içinde, ne bileyim ben, bulamadım ki. =(

 Hatta hiç unutmam günlerden bir gün bir konuyu araştırırken karşıma kocaman kahverengi bir ayı...perdono, bunu avcılık anılarımda anlatacaktım, makale yazarlığı anılarıyla karıştı... Baştan alıyoruz; hatta hiç unutmam günlerden bir gün bir konuyu araştırken kendimi ucuz bir pornografi sitesinin kapısında buldum. =(  Hayır, bunu yapmış, tepesine de sokağa salıverilmiş, kimsenin ilgilenmediği başıboş ergen argosu ayarında bi başlık atmış. O ne kardeşim yaa, nasıl bir ayarlama yaptın, niye o şekilde yapıyorsun, manyak mısın? =((  Onu öyle bir  yaparsın ki, onu arayan da onu bulur, beni ne diye bulaştırıyorsun? Belki ben pornografide de kalite arayan bi insanım, o biçimsiz başlığı ne diye gözüme sokuyorsun? =((  Bilmemney dekorasyonu, film tanıtım yazısı, sebze ve meyveleri saklama şartları, x markanın yeni nesil akıllı telefonu, akabinde çıkardığı daha bile akıllı telefonu...bunlara benzer bir konuda aranırken ben ne demeye üçüncü, hatta beşinci sınıf argoyla yazılmış bir başlıkla muhatap oluyorum? Ondan sonra bacak kadar çocuklar sokaklarda 'bi yap şunu bakiim nasıl yapıyosun?' desen beceremeyecekleri birtakım etkinlikleri ağızlarına sakız etmiş dolaşıyorlar. Argo iyi bir şeydir, her lisana lazımdır, önemlidir, doğru yerde kullanırsan 'cuk' oturur; ne diye bu kadar düşürüyosun seviyesini. =((



 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Mesajınız kısa bir süre sonra yayımlanacaktır.