5 Nisan 2018 Perşembe

Ufak Tefek Cinayetler 23. Bölüm: Mesajımı Çektim Bekliyorum


Ufak Tefek Cinayetler dizisinin 22. bölümü biterken Merve İle Pelin, Pelin'in iterek düşmesine yol açtığı Tunç'un yanına doğru giderlerken Oya da o civarda koşuyordu. Ufak Tefek Cinayetler 23. bölüm başlarken 2 kadın genç öğretmenin düştüğü yere vardılar ve onun orada olmadığını gördüler. Pelin çok sevindi, birini öldürdük diye kahretmişti ama adama bir şey olmamıştı, kalkıp gitmişti. Merve onu kendine getirdi, adamın oradan düşüp de hiçbir şey olmadan toparlanıp kalkması mümkün değildi.


O sırada arkalarında birden Oya belirince yerlerinden sıçradılar. Oya orada ne yaptıklarını merak etmişti. Çocukların ödevleriyle ilgili bir şeyler uydurdular. Oya o yerin tam bir aksiyon noktası olduğunu söyledi. Merve rahat davranmayı başarıyordu ama Pelin çok heyecanlanmıştı.


Oya elinin kanlı olduğunu görüp ne olduğunu sorunca birden paniğe kapılıp "Valla ben bir şey yapmadım, hiçbir alakam yok." gibi sözler etmeye başladı.

Pelin ile Merve daha sonra Merve'nin evine gittiler. Tunç'un düştüğü yerde olmaması yüzünden endişe içindeydiler. Hastanelerin acil servislerini arayıp onu sordular ama hiçbir hastaneye giriş yapmamıştı.


Merve bir hayal kurmaya başladı: Pelin Taylan'a olanları anlatıyor, karı koca Tunç'u gömüyorlar ve suçu Merve'ye atma planları kuruyorlardı.

O sırada Pelin de benzer bir hayal kuruyordu. O da Merve'nin Raşel'le beraber Tunç'u gömdüğünü ve suçu kendisine atacağını düşündü.

Bir önceki bölümde Başkomiser Sahaflar Pasajı'nda bir dükkana girmiş ve görmediğimiz birine, kendisiyle konuşması gerektiğini söylemişti. Bu bölümde o kişinin Tunç olduğu ortaya çıktı. Komiser kendini tanıttı, Tunç'un düştüğü günden sonra hastaneye kimliksiz giriş yaptığını bildiğini söyledi ve o gece olanları anlatmasını istedi.

Tunç konuşmaya başladı. 2 kadınla itişmiş ve düşmüştü. Gözlerini açtığında etrafında kimse yoktu. Yardım edin diye seslenirken orada koşmakta olan bir kadın onu görüp yanına gelmişti. Bu kadın Oya idi. Tunç'un durumunu görünce hemen ambulans çağırmıştı. Bunlar olurken Tunç yine bayılmıştı. Üstünde kimlik olmadığından hastaneye girişi kimliği belirsiz hasta olarak yapılmıştı. O sırada Oya onun birkaç fotoğrafını çekmiş, sitede araştırma yapacağını, kimliğini öğrenirse hastaneye bildireceğini söylemişti.



Serhan otelden çıkmış, bir eve taşınmıştı. Oya'yı aradı. Merve ile boşanamadıklarını söyledi, zira Merve yine yapacağını yapmıştı. Bu haber Oya'yı şaşırtmıştı, Serhan gibi o da bir celsede boşanacaklarını sanıyordu. Tedirgindi, onların boşanmasında rolü olduğunu düşünüyordu.


Serhan ona durumun böyle olmadığını, karısıyla aralarında zaten bir şey kalmamış olduğunu söyledi. Oya'nın kendini sorumlu hissetmesi için bir neden yoktu.


Oya'ya Pelin'in kendisi lehinde şahitlik yapmayı teklif ettiğini ama tanık kürsüsüne çıkınca evliliğinin şahane gittiğini söylediğini de anlattı. Ondan yanına gelmesini istedi, Oya da kabul etti.

Pelin canı sıkkın bir şekilde yürüyordu. Oya'nın evinin önünden geçerken camdaki satılık yazısını görünce şaşırdı. O sırada Oya da Serhan'a gitmek üzere evden çıktı. Pelin'in yanına gitti ve ona mahkemede şahitlik yaptığını bildiğini söyledi.


Pelin durumu açıklamaya çalıştı. Oya onun ne düşündüğünü biliyordu, değil mi? Durum onun düşündüğü gibi değildi, Merve lehinde şahitlik yapmaya mecbur kalmıştı. Oya ona inanmadı, ikisinin yine birtakım hesapları olduğunu düşünüyordu. Pelin'e bildiği yolda, yalan dolan, hile hurda içinde yürümeye devam etmesini söyledi. Nasılsa ona hiçbir şey olmazdı.


Bu sözler Pelin'in kafasını karıştırdı. Oya bunun üstüne bir de gülerek bulaştığı çamurların üstüne sıçramayacağını zannederek yanıldığını söyleyince iyice işkillendi. Tunç'un düştüğü yerde karşılaştıkları aklına geldi. Oradaki zemin çamurluydu. Tunç'u Oya mı bulmuştu yoksa?



Arzu Merve'nin evine gidip ona Mehmet'in velayet değişikliği davası açtığını söyledi. Merve'nin bundan haberi yoktu. Arzu Mehmet'in bunu yapabilmesinin sebebinin Merve yüzünden herkesin kendisinin bir manyak olduğunu düşünmesi olduğunu söyledi. Onu tehdit etti. Bu yaptıkları Merve'nin yanına kalmayacaktı. Önünde sonunda ödeyecekti. Kendisinin, çocukları söz konusu olduğunda yapamayacağı şey yoktu. Gerekirse ellerini kirletirdi. Merve'den başlayarak hepsinin kirli çamaşırlarını ortaya sererdi. Bundan sonra Merve ondan korkmalıydı.

Arzu sinirli bir şekilde çıkarken Merve ondan Burcu'ya inandığı için özür diledi. O da bir anneydi ve bu meselede Arzu'nun yanındaydı. Onun hiçbir şey yapmasına gerek yoktu, Merve bu velayet davası işini halledecekti.

O sırada avukat Arzu'yu aradı. Arzu gidince Merve de evinden çıktı.

Oya Serhan'ın evine gitmişti. Artık burada mı yaşayacağını sordu. Serhan bundan emin değildi, ne yapacağına beraber karar vereceklerini söyledi. Bu da geçecekti ve ondan sonra hep mutlu olacaklardı.


Arzu avukata annesinin evinde randevu vermişti. Oraya gelince yavru bir kediyi ellerine almış seven ve eve götürmeyi düşünen 2 gencin üstüne yürüyüp onları azarladı. Yavrunun annesi vardı, onu annesinden ayırıp eve götürmek olur muydu? Bunları izleyen avukat Arzu'nun çocukların velayetiyle ilgili bir sorunu olduğunu anlamıştı.

İkisi konuşmaya başladılar. Avukata göre Mehmet'in çocukların velayetini alması zordu ama imkansız değildi. Arzu burada değil çocuklarının yuva olarak bildiği yerde, evinde yaşamalıydı. Mehmet'in sevgilisinin tutumu da davayı etkileyebilirdi. Avukat Arzu'yu pasif buluyor, onun yeterli derecede mücadele edebileceğini sanmıyordu.


Mehmet dükkanındaydı. Merve onu arayıp dükkanın yakınındaki kafede olduğunu, buluşup konuşmak istediğini söyledi. Biraz sonra buluştular. Merve ona velayet davası açmasının doğru olmadığını söyledi. Arzu'nun suçlu olduğuna hepsi inanmıştı ama hata yapmışlardı. Mehmet ona Burcu'nun düşük raporunu getirdiğini söyledi. Arzu gerçekten onu itmiş ve bebeğini düşürmesine sebep olmuştu.


Merve, Burcu ile Mehmet'in ilişkisini öğrendiği zamanları hatırladı. Burcu bir gün ona pilates yaptırdıktan sonra telefonla birini aramış, onunla "Aşkım" diye konuşmuş ve buluşmak istemişti. Onu davranışlarından kuşkulanan Merve yanında dışarıya çıkıp konuştuğu kişiyle buluşacağı yere kadar yürümüş ve Mehmet'in arabasıyla geldiğini görmüştü. Burcu vedalaşıp gidince Mehmet'le konuşup ağzını aramış, kızın kendisine her şeyi itiraf ettiğini söyleyerek ilişkilerini öğrenmeyi başarmıştı. O zaman Mehmet ona bunun geçici bir macera olduğunu ve biteceğini söylemiş, Arzu'ya bir şey söylememesini istemişti.

Merve konuşmaya devam etti. Mehmet onları yıllardır tanıyordu, Serhan'la nasıl bir ilişkileri olduğunu biliyordu. Her çocuk için anneyle babanın yeri ayrıydı. Kız çocukları babalarına özellikle düşkün olurlardı, Mila Serhan için deli oluyordu. Ama hiçbir erkek de bir annenin sıcaklığını ve şefkatini veremezdi. Mehmet davayı geri almalı, çocuklarını annelerinden uzaklaştırmamalıydı. Ama Mehmet aynı fikirde değildi. Arzu'nun kendini toparlaması gerektiğini, bu şartlarda çocukların onlarla kalmasının doğru olmayacağını düşünüyordu.


Merve Arzu'nun onu affetmeyeceğini söyledi. Arzu yine sakin davranıyordu, kendisi olsa ortalığı ateşe verirdi. O sırada Mehmet ona Serhan'ın kendisini çok sevdiğini, Mecnun için Leyla neyse Serhan için de Merve'nin o olduğunu söyleyince kendini tuhaf hissetti. Aklına Mehmet'lerde yedikleri bir akşam yemeği gelmişti.

Geçmişteki o akşam Serhan'la Merve Arzu'lara yemeğe gitmişlerdi. Arzu yine şahane yemekler yapmıştı. Mehmet karısına iltifatlar yağdırmış, yemeklerine de, kendisine de bayıldığını söylemişti. Mehmet mutfağa gidince Merve de bir bahaneyle arkasından gitmiş, ona Burcu'dan hala ayrılmadığı için söylenmişti. Mehmet de ilişkisini illa ki bitireceğini, kırıp dökmeden bitirmenin bir yolunu bulmaya çalıştığını söylemişti. Ardından da Mecnun için Leyla ne ise, Arzu'nun da kendisi için o olduğunu söylemişti.


Mehmet Arzu'yu bu kadar sevdiğini söylerken bir yandan Burcu ile görüşmeye devam ediyordu. Aynı sözün bu şekilde karşısına çıkması Merve'ye Serhan'ın hayatında da bir kadın olabileceğini hissettirmişti. Kafası karışmıştı, Mehmet'le daha fazla oturmak istemedi. Giderken ona Burcu'nun hamileliğinin de, düşük yaptığının da yalan ve aldığı raporun da sahte olduğunu söyledi.

Merve yürürken Serhan'ın kendisine boşanmak istediğini söylerken kurduğu cümleleri, avukatın aşk hakkında söylediklerini düşünüyordu. Olabilir miydi? Serhan aşık mı olmuştu, hayatında başka bir kadın mı vardı?


Burcu evde Mehmet'e sürpriz olsun diye yemek yapmaya çalışıyordu. Bu işlerde pek becerikli olmadığı için telaşlıydı. O sırada Mehmet geldi. Bu saatte gelmesi Burcu'yu şaşırtmıştı. Neşe içinde, bıcır bıcır bir şeyler söylemeye başladı ama Mehmet ona bir tuhaf bakıyordu. Bir yandan da içinden Burcu ile buluşmalarını, evinde Arzu ve çocuklarıyla zaman geçirirken gizli gizli ondan gelen mesajlara baktığını, Burcu'nun hırslı tavırlarını, artistik pozlarını, yaptıkları kavgaları falan geçiriyordu.



Birdenbire "Ayrılıyoruz" deyiverdi. Burcu onun hayatını mahvetmişti ama artık her şey bitmişti. Yanında bulunsun, ona göz kulak olsun diye yakın bir arkadaşını aramıştı. Kendisi birkaç eşyasını alıp evden gidecekti.



Burcu olduğu yerde katılıp kaldı. Mehmet'in gayet ciddi ve kararlı olduğunu anlamıştı. Mehmet ise evden çıktığında keyifli görünüyordu. Hafiflemişti. Arzu'ya bir mesaj atıp mutlu mutlu arabasına bindi.


Mehmet'ten gelen mesaj Arzu'yu sinirlendirdi. Mehmet birkaç güzel sözle eski günlere dönüvereceklerini mi sanıyordu? Hırsla evden çıkıp arabasına bindi. Aracı sürerken bir yandan da seni mahvedicem, bana yaptıklarını burnundan getiricem diye söyleniyordu.



O böyle söylenip dururken Mehmet arabasını büyük bir keyifle sürüyor, kendi kendine bekle beni Arzu, geliyorum, diyordu. Yeni bir hayata başlayacaklarını hayal ediyordu. 




Arzu biraz araba sürdükten sonra eve döndü. Biraz sonra kapı açıldı ve Mehmet elinde bir buket çiçekle içeri girdi. Arzu onu soğuk karşıladı, açtığı velayet davası için gelen belgeyi uzatıp hesap sordu. Mehmet belgeyi yırttı ve her şeyin bittiğini, Burcu'dan ayrıldığını, bundan sonra hayatında Arzu'dan ve çocuklarından başka hiçbir şeye yer olmadığını söyledi.



Arzu onu dinlemek istemiyordu. Çok yıpranmış, çok üzülmüştü. Mehmet her şeyin onun suçlu olduğunu gösterdiğini, Arzu'nun delirdiğini sandığını açıklamaya çalıştı. Ona kırılmakta, kızmakta haklıydı. Ama ne yapıp edip Arzu'yu ve çocukları geri kazanacaktı. Arzu ona çiçeğini de alıp gitmesini söyledi.


Serhan ile Oya Serhan'ın yeni taşındığı evde keyifli saatler geçiriyorlardı. Serhan'ın sipariş ettiği sehpa gelince onu beraberce kurdular.


Daha sonra sohbet ederken filmlerden söz ettiler. İkisi de Hitchcock hayranıydı. Serhan 1966 yapımı Bir Kadın Ve Bir Erkek filmini çok beğeniyordu. Onu beraber izlemeyi düşündüler. Ama bu eski filmi kolay olmayabilirdi. Oya filmi bulmaya çalışacağını söyledi.


O sırada Oya'ya Tunç'un yatırıldığı hastaneden bir telefon geldi. Tunç'un durumunun iyi olduğunu söylemek için arıyorlardı. Oya Serhan'a koşarken sesini duyup yardımcı olduğu adamdan söz etti ve onun telefonuna kaydettiği fotoğrafını gösterdi. Serhan Tunç'u hemen tanıdı. Onun çocukların öğretmeni olduğunu, sonra okuldan ayrıldığını söyledi. Şimdi Sarmaşık'ta ne arıyordu ki? Bunları ilginç bulan Oya daha sonra fotoğrafı Edip'e de gösterdi.


Edip de onu tanıyordu. Oya'ya adamın tuhaf biri olduğunu ve Burcu ile kafede buluştuğunu, sonra da aralarında bir arbede çıktığını söyledi. Hatta polis gelip adamı götürmüştü. Bu olaylarda bir tuhaflık olduğu belliydi. Edip Oya'dan fotoğrafı kendi telefonuna göndermesini istedi, onu hemen Merve'ye göstermek istiyordu. Oya onun böyle çabucak Merve'ye gitmek istemesini garip bulmuştu.


Merve mutfağında bir yandan bir şeyler yapıyor, bir yandan Tunç'u, avukatın sözlerini, Serhan'ın birine aşık olabileceğini falan düşünüyordu. Birden kontrolünü kaybetti, kestiği yiyecekleri fırlatıp yüksek sesle ağlamaya başladı.

Daha sonra Merve çiçeklerini sularken yanına Edip geldi. Tunç'un fotoğrafını gösterdi. Merve irkildi ve birkaç defa adamın ölü olup olmadığını sordu. Edip adamın yüksek bir yerden düştüğünü ama ölmediğini, garip biri olduğunu, Merve'nin onun hakkında bilgisi olup olmadığını sormaya geldiğini söyledi. Edip'den onun hangi hastanede yattığını da öğrendi.



Tunç hastane yatağında başucunda Merve'yi görünce telaşlandı. Polise gidip her şeyi anlatacağını söyledi. Merve'ye göre ona kimse inanmazdı, kendisi boylu poslu bir genç adamdı, 2 tane şirin ev hanımı ona nasıl zarar verebilirdi?


(Bu sırada komiserin Tunç'la kitapçıdaki konuşması araya girdi. Tunç olanlardan sonra intikam hırsının kendisine büyük zarar verebileceğini anlamış, geçmişe takılmaktan vazgeçmeye ve hayatına yeni bir yön vermeye karar vermişti. Bir kız arkadaşı vardı, yakında evlenecekti. Komisere hayatın kendisine ikinci bir şans tanıdığını söyledi ve bu şansı elinden almamasını rica etti. Komiser ona kendisinden haber beklemesi ve şehir dışına çıkmaması yolunda talimat verip gitti.)

Merve, Serhan'ın hayatında bir kadın olabileceğine giderek daha çok inanıyor, durmadan bu konuda düşünüyordu.



Pelin, Merve konuşurken, diken üstünde olduğunu söyledi. Tunç nerede olabilirdi ki? Merve ona Tunç'un yaşadığından haberi olduğunu söylemedi, başka planları vardı. Pelin'e kendisinin de aynı durumda olduğunu, böyle yaşayamayacaklarını, polise gidip her şeyi anlatmaları gerektiğini söyledi. Hayır, bunun için geç değildi. Serhan ondan ayrılmak istiyordu, üstüne bu korkunç olayı yaşamışlardı, hiç değilse vicdanını rahatlatmalıydı. Mevzuubahis vicdansa gerisi teferruattı. Bunları Merve söylüyordu, evet.


Tunç'la buluşup itiştikleri zaman neredeyse aynı şeyleri düşünen Pelin şimdi aynı fikirde değildi, hatta Merve'nin böyle düşünmesi yüzünden paniğe kapıldı. Bunun bir oyun olduğunun farkında değildi. Merve'yi vazgeçirmeye çalıştı. Ona Serhan'la bir araya gelmesi için yardım edecekti. Onlara yemeğe gelebilirlerdi mesela, de mi? Merve lütfen, zar zor razı oluyormuş gibi yapıyor, Pelin kıvranıp duruyordu. Merve Taylan'ın ikisinin görüşmesini istemediğini de hatırlattı. Sonunda bunların gerçekleşemeyeceğini, en iyisinin polise gitmek olduğunu söyledi. Pelin ona gitmemesi için neredeyse yalvardı, her şeyi halledecekti, bir mucize lazımsa onu yaratacaktı. Evet, Serhan Pelin'e kızgındı ama Taylan ararsa gelmeye razı olabilirdi.



Pelin Taylan'ın en sevdiği börekten yaptı. Boğazına çok düşkün olan Taylan, eve girip bunu görünce mest oldu. Sonra yemekler hakkında biraz konuştular ki bu Taylan'ın bayıldığı bir konuydu. Pelin'in amacı daha sonra söyleyeceği şeyler için yol açmaktı.



Kocasına evde sıkıldığını, hiç arkadaşı olmadığını söyledi. Evet, etrafında bir sürü kadın vardı ama Merve gibi, can dostum diyebileceği biri yoktu. Yaptıklarına rağmen Merve'yi seviyordu, o Pelin'in çocukluktan beri arkadaşıydı. Oya çalışıyordu, hep meşguldü, onunla sıklıkla görüşemezdi. Pelin uzun uzun dert yanıp üstüne bir de ağlamaya başlayınca Taylan onun Merve ile görüşmesine razı oldu. Pelin hemen kendisinin Merve'yi, Taylan'ın da Serhan'ı aramasını önerdi, onları akşam yemeğine çağıracaklardı. Çiftin arası iyi değildi ama Taylan onu planda kadınlar yokmuş gibi yaparak ararsa Serhan gelmeyi kabul edebilirdi.

Serhan, kendisini arayıp akşam için davet eden Taylan'a olumsuz cevap verdi. Taylan onun evlerine gelmeyi pek istemediğini sezmişti. Bunun sebebinin Pelin'in bazı tavırları olabileceğini düşündü. Pelin de hemen ona hak verdi, çünkü eşine Merve ile görüştüğünü, onun lehinde yalancı şahitlik yaptığını, Tunç olayını anlatacak hali yoktu.



Onlar konuşurken Merve Pelin'i aradı. Serhan'ın gelmeyeceğini öğrenince yine polise gidip olanları anlatmaktan söz etmeye başladı. Pelin yine paniğe kapıldı ve ne yapıp edip bunu halledeceğine söz verdi.

Pelin, oğlu Berk'le beraber çocuğun odasının bir duvarını fotoğraflarla donattı. Sonra Berk'i bunları Mila'ya göstermeye teşvik etti. Berk arayıp bundan söz edince Mila babasına onlara gitmek istediğini söyledi. Serhan da böylece Pelin'lere gitmeyi kabul etmek durumunda kaldı.

Baba kız onlara gittikten bir süre sonra Merve de geldi. Serhan bunun 2 kadının her zamanki organizasyonlarından biri olduğunu anlamıştı tabii. Pelin, haydi, dedi, madem hepimiz bir aradayız bari sofraya oturalım.


O sırada polise ifade vermekte olan müzisyen Burak, Merve ile Pelin'in lise çağlarında da böyle oyunlar hazırlayıp insanları kandırdıklarını anlatıyordu. Benzer şeyleri defalarca Burak'a da yapmışlardı. Mesela hoşlandığı bir kızın onunla bir okul konserinin verileceği günde görüşmek istediğini söyleyerek konseri iptal ettirmişlerdi. Konserde şarkıları Oya söyleyecekti. Merve'den daha iyi söylüyordu ve Merve buna sinir oluyordu.


Pelin'in evindeki yemek soğuk geçiyordu. Serhan ile Merve sessizdiler. Taylan çocuklar için oyunlar, bilmeceler icat ederek ortamı canlandırmaya çalıştı. Pelin, Merve ile işaretleşip önce çocukları, sonra da Taylan'ı bir bahaneyle mutfağa alarak Serhan'la Merve'nin masada yalnız kalmasını sağladı. Bir köşede gizlenerek konuşmalarını dinledi. Merve Serhan'a hayatında biri olup olmadığını sorunca Serhan acı acı kendisinden dürüstlük mü beklediğini sordu. Fakat inkar da etmemişti. Merve'nin gözleri doldu.

O akşam Mila Serhan'ın evinde kalacaktı. Merve kızının oyuncak ayısını da verdi, Mila bunu geceleri yanında istiyordu. Serhan'ın eve gidince konum atmasını da istedi. Çocuğunun nerede olduğunu bilmeye hakkı vardı, değil mi? Bu arada, izleyicilerin çoğu ayıda bir numara olduğunu biliyordu. Ben biliyordum mesela. Çünkü Ufak Tefek Cinayetler 23. bölüm fragmanlarında, oyuncağın içinde bir kamera olduğunu görmüştüm.


Serhan Mila'yı uyutmuştu ki evin kapısı çaldı. Gelen Oya idi. Sözünü etmiş oldukları filmi bulmuş, beraber izlemek için getirmişti. Fakat Mila'nın içeride olduğunu öğrenince girmek istemedi. Serhan ısrar edince girecek gibi oldu ama sonra yine fikir değiştirdi. Bu sırada Merve, ayının içindeki kamera sayesinde olanları izliyordu. Serhan'ın kapısında bir kadın olduğunun farkındaydı ama kadın eve girmeyince onun kim olduğunu göremedi. Sinir içinde ağlamaya başladı.


Arzu çocuklarıyla beraber tekrar Sarmaşık'taki evine dönmüştü. Onları okula uğurlarken Nilay onu kendi hayatının kontrolünü elinde tutamamakla suçladı. Fakat Arzu bundan sonra öyle biri olmamak niyetindeydi. Bugün yeni hayatının ilk günü idi ve artık her şey farklı olacaktı.

Mehmet kızıyla konuşmak için okula gitti. Nilay'a annesinin onu dinlemediğini söyledi. Çok büyük hatalar yapmıştı, bu yüzden üzgündü. Hepsini özlemişti. Nilay babasına da epeyce söylendi. Annesinin Oya'yı buzluğa kilitlemiş, Burcu'yu kasıtlı olarak itmiş olduğuna inandığı için ona zaten kızgındı, çocuklarına fikirlerini sormadan, Burcu'nun gazıyla velayet davası açması daha da kızmasına yol açmıştı. Adamı baya tersledi ama onun gözleri dolunca üzüldü. Mehmet gerçekten çok pişman görünüyordu.


Mila annesinin yanına döndüğü zaman oyuncak ayısı da yanındaydı. Merve'nin canı sıkıldı, bu durumda Serhan'ın evinde neler olduğunu göremeyecekti.

Serhan ofisinden Oya'yı aradı. Filmi izleyip izlemediğini sordu. Bu akşam görüşseler miydi? Aynı anda telefonuna başka bir arama geldi. Merve idi bu. Serhan'la, yeni taşındığı evde görüşmek istiyordu, mutlaka konuşmalıydılar. Serhan toplantısı olduğunu söyleyerek telefonu kapattı. Ama Merve pes edecek değildi. Ne yapacağına karar vermişti bile.

Bu noktada araya Taylan ve Mehmet'in Serhan'ın yeni evinde oldukları bir sahne geldi. Taylan Serhan'la Merve'nin ayrılacaklarını ilk defa orada öğrenmiş ve şaşırmıştı. Pelin ona aralarında küçük bir anlaşmazlık olduğunu söylemişti, oysa onlar evlerini ayırmışlardı. Taylan evi kimin bildiğini sorunca Mehmet "Kim bilecek? Sen, ben" diye cevap verdi.


Arkadaşları gittikten sonra Serhan'ın kapısı çaldı. Açtığında karısını karşısında buldu. Merve, Serhan görüşmek istemeyince böyle yapmak zorunda kaldığını söyleyerek içeriye girdi.


Merve Aksak büyük bir oyun hazırlamıştı. Serhan'a ilişkilerini onarmak, evliliklerine ikinci bir şans vermek için ne kadar uğraştığını söyledi. Baya tartıştılar. Serhan çok sinirlendi. Merve hangi noktaya geldiklerinin farkında değil miydi, bu işin şansı mı kalmıştı? Merve çok zeki bir kadın ve harika bir anne idi ama  iyi yürekli bir insan değildi ve o kötülüğe, sevgisizliğe, acımasızlığa tahammül edemiyordu. Merve yıllardır böyleydi ama Serhan'ın gözündeki perde yeni yeni kalkıyordu belki de. Karısına güveni kalmamıştı. Bu evliliği sürdürecek motivasyonu da yoktu.


Merve sorunun Oya ile ilgili olup olmadığını sorunca Serhan irkildi. Ama Merve onun düşündüğü şeyi kastetmiyordu. Serhan'ın bu karara varmasına yol açan şeyin Oya ile Edip'in 1996'da lisede yaşanan olayları öğrenmesi olduğunu sanıyordu. Serhan sorunun bu olmadığını söyledi. İnsanları harcamak Merve'nin tabiatında vardı.


Merve onu gözleri dolu dolu dinledi.


Artık bağrışmaya başlamışlardı. Merve birer kahve içip sakinleşmeyi teklif etti. Ve Serhan'a vereceği kahvenin içine uyku ilacı attı.



Kahve içerken daha sakin bir şekilde konuştular. Merve bu evi başka kimlerin bildiğini sorunca Serhan Mehmet'le Taylan'ın geldiğinden söz etti. Onun sorularından rahatsız olmaya başlamıştı. Bu arada kendisine bir şeyler oluyordu. Başını tuttu. Az sonra da uyumaya başladı.




Serhan uyuyunca Merve onun telefonunu karıştırdı. Son aramalar da, mesajlar da silinmişti. "Evdeyim, bir şey oldu, çok kötüyüm, hemen gel" diye bir mesaj yazdı ve Serhan'ın rehberindeki kişilere gönderdi. Sonra evin kapısını araladı, eline bir buz kıracağı aldı ve beklemeye başladı.

Merve'nin yazdığı mesaj, birçok kişi gibi Oya'ya da gitmişti. Oya bunu okuyunca arabasına binip yola çıktı.

Merve bekliyordu. Mesaj Serhan'ın hayatındaki kadına da gitmişti ve o bu evi biliyordu. Az sonra gelecek, Merve de kim olduğunu öğrenecekti.

Oya koşar adımlarla Serhan'ın kapısına geldi. Kapıyı aralık görünce şaşırdı. İçeriye girdi.

Ufak Tefek Cinayetler 23. bölüm sona ererken Merve ile Oya Serhan'ın yeni evinde karşı karşıya idiler.
















































Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Mesajınız kısa bir süre sonra yayımlanacaktır.

Ufak Tefek Cinayetler 29. Bölüm: Katil Ruhluyum Ama Olsun, Çok Da Zekiyim

Ufak Tefek Cinayetler dizisinin 28. bölümü Oya ile Merve'nin yaşadıkları araba kazasıyla sona ermişti. Merve, kemeri sıkıştığı için...